Yeni bir yazı dizisi ile karşınızdayız: “Uzaydaki Dev Gözler”. Dünya’mızın yörüngesinde dolanan uzay teleskopları evreni gözleyen, kökenimize dair sorularımıza cevaplar arayan teknoloji harikası devasa birer gözdür. İlk uzay teleskobundan, yakın zamanda fırlatılan gezegen avcısı Kepler’e, hepimizin bildiği Hubble’dan 2013’te fırlatılacak olan James Webb’e kadar pek çok uzay teleskobunu ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Fakat; bunlara geçmeden önce dilerseniz, uzay teleskopları neden var, avantajları-dezavantajları nelerdir, maliyetleri ne kadardır gibi temel sorulara yanıt bulmaya çalışalım.
Gökbilimine ilgi duyan herkesin dileği, gece karanlık bir gökyüzüne sahip olmaktır. Ne yazık ki benim gibi büyük bir şehirde yaşıyorsanız, Samanyolu'nu, yıldızları, gezegenleri ve göktaşı yağmurlarını tüm güzelliğiyle izleyebilmek için, yaşadığınız yerden oldukça uzaklara gitmeniz gerekiyor. Tüm bu olumsuz koşulların sorumlusu ışık kirliliği nedeniyle, Avrupa'da yaşayan altı insandan biri yıldızların %90'ını göremiyor. Peki senin yaşadığın yerde ışık kirliliği, gece yıldızları görmeni ne kadar engelliyor? Bunu belirleyebilmek için yardımına ihtiyacımız var!
Daha önce yapay ışık kaynakları tarafından kirletilmemiş, gezegenlerin ve yıldızların parladığı bir gece, gökyüzünü gördünüz mü? Dünya nüfusunun yarısı, şehirlerde veya şehre yakın alanlarda yaşıyor ve muhtemelen binlerce yıldızın parladığı karanlık bir gökyüzünü ışık kirliliği nedeniyle asla göremediler. Işık kirliliği, sadece amatör veya profesyonel astronomları etkilemekle kalmaz, doğada yaşayan diğer canlıları da etkiler.