
Altı yaşındaki kardeşim tam bir soru makinesi. Nerede yakalasa evrenin doğası hakkında beni sorguya çekiyor. Son zamanlardaki popüler sorusu ise “Evrendeki en büyük yıldız hangisidir?” Bu soruya basit bir cevabım vardı: “Evren çok büyük bir yer ve muhtemelen en büyük yıldızın hangisi olduğunu bulmanın yolu yok.” Bu cevabım onu pek memnun etmemiş olacak ki soruyu biraz değiştirip yeniden sordu: “Bildiklerimiz arasında en büyük yıldız hangisi?” Ayaküstü sohbet ederken, internet erişimi olmadan, bu soruya cevap vermek güç. Eve döndüğümde biraz araştırma yaptım ve bulduklarımı sizinle paylaşmak istiyorum.
Yıldızlar... Bize en yakın ve tanıdık olan Güneş'le saymaya başlayalım. Ardından Alpha Centauri ve Bernard Yıldızı ile devam edelim; yüz milyar civarına geldiğimizde daha yeni yeni galaksimiz Samanyolu'ndaki yıldızları bitiriyor olacağız. Halbuki içinde yüz milyarlarca yıldız sayabileceğimiz daha yüz milyarlarca galaksi bizi bekliyor. Böylesine devasa evreni oluşturan yıldızlar sayıca fazla oldukları gibi çeşit ve karakter olarak da oldukça zenginler. Parlaklıkları zamanla değişenler, yüksek enerji seviyelerinde ışıma yapanlar, saniyede onlarca kez kendi ekseni etrafında dönenler, çevresinde gezegen sistemi olanlar, çoklu sistemler halinde bulunanlar... Bu yıldızlar arasında öyle bir tür yıldız türü var ki, bu yıldızlar yıllardır amatör astronomları peşinden sürüklüyor: Değişken yıldızlar. Peki, bizler amatör astronomlar olarak değişken yıldızları neden ve nasıl gözlüyoruz?
Astronomi ile profesyonel tutku bağı olanlar ve gök gözlemini amatör bir heyecanla sürdürenlerin ortak merakıdır “Evrenin neresindeyiz?” sorusu.

Yıldızlar arası boşlukta bir mermi gibi hızla hareket eden bir yıldız hayal edin! Bu hareketli yıldızların da tıpkı bir sürat teknesinin suda ardında bıraktığı dalgalar gibi, yıldızlar arası yoğun maddede parlak izler bıraktığı Hubble tarafından gözlendi.

Tycho Brahe’in 1572 yılında gözlediği ve o zamanlarda geçerli olan Aristoteles temelli, gökyüzünün değişmez, durağan yapısı olduğu inancını sarsan yıldız patlaması (süpernova) SN1572 üzerinde yapılan çalışmalar astronomlara yepyeni bilgiler sunuyor.

Kozmik kaynaklı elektron fazlalığı karanlık maddeye mi işaret ediyor? Antarktika’da yapılan ve NASA’nın desteklediği yüksek irtifa balon deneyinde (Advanced Thin Ionization Calorimeter - ATIC) kozmik mikrodalga fon ışınımından ayrı bir kaynaktan gelen yüksek enerjili elektronlar keşfedildi. Araştırmacılar bulguların uzun süredir aranan karanlık madde üzerine ışık tutacağını tahmin ediyorlar. ...

Her ne kadar amatörler genellikle bireysel tatmin odaklı çalışmalar yürütseler de, her tür gözlemin astronomi bilimine katkıda bulunduğu açıkça ortadadır. Amatör astronomların özellikle değişen yıldız gözlemleri ve bu gözlem sonuçlarının ortak bir çatı altında toplanması profesyonel astronomlara ciddi ölçüde yardımcı oluyor. Günümüzde basit bir dürbünden başka hiçbir donanıma sahip olmayan amatör astronomlar da teknolojiye ayak uydurabilen amatörlerinki kadar yararlı veriler üretebilmektedir.

Kova takım yıldızı civarında yer alan Delta Aquarii yıldızının yakınından yağan Güney Delta Aquaridler isimli göktaşı yağmuru, 12 Temmuz ile 19 Ağustos tarihleri arasında görülebilir. En yüksek sayıya ise 27 Temmuz’da ulaşır. Saatte yaklaşık 20 kadar göktaşı sayılabilir. Bilindiği gibi, yağmurlar dışında gece boyunca ancak az sayıda (6 - 7 kadar) göktaşı görülebilmekte. Bu göktaşı yağmurunu izlemek isteyen okuyucular, özellikle 27 Temmuz gece 23’den başlayarak sabaha kadar başlangıçta doğu tarafta ve ufuktan 11 derece yüksekteki Kova takım yıldızı bölgesine bakabilirler. Göktaşı yağmurları ve gözlemleri hakkında ayrıntılı bilgi için Uluslararası Göktaşı Kuruluşu’nun sitesi ziyaret edilebilir. 27 Temmuz, 23:00, Doğu ufku

21 Haziran yıl içerisinde gece süresinin en kısa (8 saat 52 dakika) ve günün en uzun (15 saat 8 dakika) olduğu tarihtir. Bu tarihten itibaren geceler artık uzamaya ve günler kısalmaya başlayacak. Ülkemizin Yerküre üzerindeki konumuna göre yıl boyunca gece–gündüz süresinin değişimi TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin (kısaca TUG’un) hazırladığı 2008 Gök Olayları Yıllığı kitapçığı sayfa 20–21 de var. Kum saatine benzeyen şeklin incelen orta yerinin 21 Haziran’a karşılık geldiği görülecek.

Geçtiğimiz ayın son haftasında saatlerin 1 saat ileri alınması ile yaz saati uygulamasına geçildi. Faturalı–elektrikle aydınlatmanın yerini olabildiğince sıfır masraflı–gün ışığı alması amaçlanmakta. Ülkemizin Yerküre üzerindeki konumuna göre yıl boyunca gündüz–gece süresinin değişimi TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin (kısaca TUG’un) hazırladığı “2008 Gök Olayları Yıllığı” kitapçığı sayfa 20–21 de var. Yaz saati uygulaması ile, boylam başlangıcından (İngiltere–Greenwich’ten ve sıfır saat) doğal uzaklığından (2 saat uzakta yer almamızdan) bir saat daha uzaklaştık. Fark 3 saate çıktı ve sanal da olsa batıdan uzaklaştık, daha doğuya ötelendik. Çok az lekeler görünmeye başlasa da Güneş’imiz uzun süredir hiç lekeli durumunu sürdürüyor. Güneş olaylarını Yer’den aylık olarak buradan ve saat saat uydudan izlenebilir.